11.22.63 (2016)


11.22.63 bir Stephen King romanı uyarlaması dizi. Instagram 'da bir yabancı dizi öneri sayfasında gördüm ismini. Ne kadar garip bi isim bu böyle dedim ilk başta. Zaten ilk dikkat çeken şey ismi. Bir de resmi gördüm tabii o da bir altta gördüğünüz resimdi. Çok samimi geldi. Sonra konusuna şöyle bir bakınca zaman yolculuğu ile alakalı şeyler okudum. Ve zaman yolculuğu kavramı benim yumuşak karnım olduğundan hemen izleme listeme ekledim.  


Çok ilginç olan isminin anlamı ise şu Amerika'nın en sevdiği başkan Kennedy'nin suikaste uğradığı gün. Zamanda yolculuk yapabilen Jake Amerika'yı hatta dünyayı daha iyi bir hale getireceğine inandıkları başkan Kennedy'nin suikastini engelleyip Kennedy'yi ve dolayısıyla dünyayı kurtarabileceğine inanarak bu işe girişiyor.

Dizi 8 bölüm tam tadında, iyi senaryo ve iyi oyunculuklarla bezeli bir sekiz bölüm sizi bekliyor diyebilirim. İzlerken bir yandan hiç bitmemesini bir yandan da finalinde beni neler beklediğini merak etmediğim tek bir bölüm olmadı.

Sadie 'yi canlandıran Sarah Gadon ne kadar güzel bir kadın... Karakterinin güzelliği belki de onu bu denli gözümde güzelleşmesine sebep oldu bilemiyorum ama başka dizilerde de görmeyi çok isterim.

Jake 'e hayat veren James Franco ise resmen diziyi tek başına götürdü diyebilirim. Oyunculuğunu çok beğendiğim biri oldu. Hatta varsa başka dizileri onları da izlemeyi isterim yani :)

Lafı daha fazla uzatmayayım da bir an önce gidip bu diziyi bir solukta izleyin benim gibi. Merak etmeyin dizi 1960'larda geçiyor olsa da asla sıkılmaya fırsat bulamıyorsunuz ^^ Bittiğinde benim gibi bir kaç hafta kendinizi boşluğa düşmüş hissedeceksiniz. Uyarımı da yaptığıma göre şimdiden iyi seyirler...

Sevgiler...

Saklama Rehberi

                                          
Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Grand Hyatt İstanbul’da 2018’e Unutulmaz Bir Başlangıç Yapın


Grand Hyatt İstanbul, bu yıl da hem noel hem yılbaşı için hazırladığı birbirinden güzel menülerle misafirlerini bekliyor.  Gas Brothers ve Utku Yurttaş yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müzikleri çalacaklar. Gece, Gas Brothers’ın perküsyon show’unun da yer aldığı performans ve after party ile devam edecek.
Noel Menüsü, Grand Hyatt İstanbul’da
Grand Hyatt’ın içinde bulunan 34 Restoran, içinde leziz hindinin de olduğu Noel Yemeği özel menüsü ile 24 Aralık Pazar günü aile kutlamaları ya da arkadaş buluşmaları için ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 24 Aralık akşam başlayan ziyafet 25 Aralık Pazartesi günü öğlen ve akşam da devam ediyor.  Kişi başı 218 TL olan menü için önceden rezervasyon gerekiyor.

Yılbaşı gala yemeği ve eğlencesi
Yeni yıla sevdikleriyle beraber güzel bir başlangıç yapmak isteyenleri 34 Restoran’ın deneyimli şeflerinin elinden çıkan geleneksel Türk ve Akdeniz mutfağının lezzetlerinden oluşan açık büfe bekliyor.
Gas Brothers ve Utku Yurttaş’ın yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müziklerin çalacağı gece, Dining salonunda Gas Brothers’ın performans sergileyeceği, perküsyon show’unda dahil olduğu after party ile devam edecek. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek after party, yılbaşı ücretine dahil.
34 Restoran’da, 31 Aralık Pazar günü saat 20:00’de başlayan ve gece yarısı 02:00’ye kadar sürecek olan yılbaşı gala yemeğinin kişi başı fiyatı limitsiz yerli alkol içecekler 518 TL, limitsiz yerli & yabancı içecekler dahil fiyatı ise 618 TL. Minik misafirler için de kişi başı fiyat 318 TL.


Keyifli geçen yılbaşı gecesinin ardından 1 Ocak Pazartesi günü saat 12.00-16:00 arasında 34 Restoran’daki brunch’ta arkadaşlarınızla, ailenizle, sevdiklerinizle yeni yılın ilk gününü kişi başı fiyatı 218 TL olan brunch ile keyifli bir şekilde geçirebilirsiniz. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

The Space Between Us


Ayy bloguumm benimm nasıl da özlemişim seni...
Kürkçünün dönüp dolaşıp geleceği yer misali yine buldum seni.

Merhaba arkadaşlarım. Sizleri de özledim.
Bugün sizlere hoş bir Amerikan filminden bahsetmeye geldim. Okuduğunuz üzere The Space Between Us 'dan bahsediyorum. 

Bu aralar uzay filmlerine takılmışım gibi her izlediğim ABD filmi uzayla alakalı ya da direkt uzayda geçiyor.  Bir önceki yazımda hatırlarsanız Passengers anlatmıştım.

The Space Between Us daha gençlere hitaben anlatılmış bir uzay filmi. Mars'ta doğup Mars'ta büyüyen Gardner artık Dünya 'dan bu kadar uzak kalmak istemediğini fark eder tabii bunda internet üzerinden görüştüğü Dünyalı Tulsa 'nın da etkisi büyük. Ama Gardner 'ın asıl isteği hiç görmediği babasını bir kez olsun görüp ona ben senin oğlunum diyebilmek. 

Elbette Mars'a gitmek kadar oradan gelmek de zor. Gardner 'ın Dünya'ya dönüş serüveni, Dünya'ya ayak uydurmakta zorlanması çok eğlenceli yer yer de üzücüydü. 

Gardner 'ı canlandıran Asa Butterfield 'ın oyunculuğunu mu yoksa gözlerinin güzelliğini mi anlatmalıyım önce bilemedim. Çok genç olmasına rağmen gerek komedi gerekse dram sahneleri olsun pek çok şey kattığını düşünüyorum.
Galiba iki genç koyalım bu filme ikisi de çok güzel olsun izleyicinin dikkatini dağıtalım beğendim sansınlar diye mi düşünüp seçtiler kadroyu bilemedim. Tulsa 'yı canlandıran Birtt Robertson ne kadar güzel bi kızdı öyle. İzlerken siniriniz bozulabilir hanımlar dikkat edin :D

İzleyiciyi pişman etmeyen, ufak tefek sürprizler yapan, sonunda 'yahu ne olacak bu çocuğun hali' tarzında nidalarla izleyeceğiniz keyifli bir gençlik filmi diyebiliriz. Çünkü tarzının ağır topları yanında bi parça hafifletilmiş bir anlatımı vardı.  Kafa dağıtmak için güzel bir filmdi. Tavsiye ederim...

Sevgiler...

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.
                                                               
Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim).
UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Meryem (2017)

Yeni yeni Kore draması izlemeye başlamış kişilere öneri yapacak olsam ilk 10 dizinin içine Secret Love kesinlikle girer. Çoğu izleyici de benim gibi düşünüyordur eminim. 
Güzel ülkemin güzel yapımcıları da bunu göz ardı edemeyip Secret Love dizisini Meryem olarak uyarladılar. 
İlk bölümü izledim diyemeyeceğim sanırım ilk saat sonunda bıraktım. Gönlümde yer etmiş hatta kalbimizi paramparça etmiş böyle güzel bir dizinin heba edilmiş oluşu çok üzdü beni. 

İzlerken şöyle hissettim. Bir grup üniversite öğrencisi iyi oyuncularla proje hazırlamış da onu izliyorum. Sanırım o da çekim açıları ve bölüm içerisinde çalan müzikler yüzünden kaynaklandı. Yoksa oyuncular iyi yani. Tamam gönül isterdi ki daha çok sevdiğim güçlü ve yaşları da biraz büyük oyuncular olsun ama yine de olmamış  değildi kadrosu. 

Tam hatırlayamıyorum ama polislerin fazla oluşu baş erkek karakterin de arkadaşı ekstra yazılmış karakterler. Bu konuda hatırlayanlar yorum yaparak beni aydınlatırlarsa sevinirim. Yanlış bilgi vermek istemem. 

Ben ve benim gibi hoşlanmamış olanlar orijinalini izleyip onu daha çok sevdikleri için böyle düşünüyorlardır sanırım yoksa Türk halkının tam seveceği türde entrika ve dramın hayli çok olduğu bir dizi. Keşke eylül ekim gibi başlasaydı. İzleyicisi biraz daha fazla olurdu bana göre.
Umarım senaryoya bağlı kalınır ve çok uzatılmadan tadında bitirirler. 

Sevgiler...

Passengers (2016)

Fragmanlarıyla, mini tanıtım filmleriyle sabırsızlıkla beklediğim ama sinemada izleme şansına erişemediğim Passengers 'ı sonunda izledim. Bu kadar bekledin değdi mi diyeceksiniz. Bence değdi. 
Açıkçası Jennifer Lawrence sevgim yüzünden bekliyordum filmi en çok ancak film beni daha güzel karşılayamazdı. Chriss Pratt 'den bahsediyorum. Anlamışsınızdır. Daha önce Chriss Pratt 'i izlediğim bir film vs olmamıştı. Buna rağmen acayip sevdim. Gerek oyunculuğu gerekse kendisi olsun en sevdiğim aktörler sıralamasına girdi :)

Yanlış hatırlamıyorsam bu filmi IMAX  olarak da vermişlerdi. Yine yanlış hatırlamıyorsam uzay, yıldızlar falan derken bu filmi IMAX ekranında izlemenin daha güzel olduğunu duymuştum. Üzerinden çok zaman geçti kusura bakmayın hafıza kendini imha edebiliyor arada sırada :) O sebeptendir ki bu filmi sinemada izleyemediğim için çok üzüldüm izledikten sonra. 

Gelecekte teknoloji bu filmdeki seviyeye gelse bile (o kadar da zengin olduğumu varsayıyorum) yine de böyle bir maceranın içine kendimi atmam diye düşünüyorum. Hadi diyelim uzayda herhangi bir yere gittik geri geldiğimizde yıllar geçmiş olacak ve tanıdığım tek bir kimse bile olmayacak. Gerçek bir yalnızlık bu olur herhalde insan için. 

Velhasıl filmi izlediğim için pişman değilim. Uzay ve aşk filmlerini seviyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz. Vasat bir film değildi ama başyapıt da değildi. Keyifli vakit geçirebileceğiniz, ailece izlememenizi tavsiye edeceğim bir film.

Sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım:Sawako Kuronuma